Dünya kuruldu kurulalı insanlar savaşıyor,öldürüyor.Üstelik bu savaş insanın insanla savaşı.Evet,dün de vardı bugün de birbirini öldüren,öldüresiye döven,birbirinin kemiğini kıran insanlar var.Peki insanlar neden birbirine bunlar yapar?Elbette bu sorunun bin bir türlü yanıtı var.Kendisini,yakınlarını korumak için,haksızlığa uğradığını düşündüğü için,daha güçlü olmak için,hayatta kalabilmek için...Ama tüm bu sebeplerin yaratıcısı da insanlar.Hiç bir neden olmadan sevebilen insan nedensiz de savaşamaz.Bu nedenlerin meşruluğunu tartışmayacağım.Durumdan duruma değişebilir.Kabul edilebilir olsun olmasın arkasında bir neden yatar.Hal böyleyken savaşmanın,saldırganlığın insanın genlerinde olduğu,doğuştan geldiği düşüncesi ancak hastalıklı kafalara aittir ya da savaşın çıkarlarına hizmet ettiği kişilere.
Barışa doğru atılması gereken ilk adım savaşmayı olağan görmemektir.Savaşmak patolojik bir durumdur aslında.Oysa ki kafamıza sürekli savaşın insanlığın doğal bir sonucu olduğu kazındı.Özellikle de bizim yaşadığımız ülke için.Bu topraklar verimli ve jeopolitik öneme sahip olduğu için bu topraklarda savaşların yaşandığı ve yaşanmasının da çok normal olduğu söylendi hep.Biz hiç yadırgamadık savaşı.Öylesine doğal karşıladık ki,barış içinde geçen dönemleri hayretle karşıladık.Savaşı,savaşmayı doğal kabul etmekle kalmadık,onu barıştan daha değerli,daha onurlu kıldık.Tarih hep savaşlardan,fetihlerden,zaferlerden bahseder.Peki kaçımız dünyada yaşanan,en az savaş dönemleri kadar uzun olan barış içinde geçen dönemlerden haberdar?Kamikazeleri,harakiriyi hepimiz biliriz.Peki ikebanayı,chadoyu(çiçek düzenleme sanatı,çay seramonisi) hangimiz biliyor?Bize öğretilen,gözümüze sokulan hep savaş,hep savaş.
Ortalama bir TV izleyicisi,günde en az 3-4 öldürme,4-5 yarlama sahnesiyle karşılaşabiliyor dizilerde,filmlerde.Haberlerden zaten bahsetmeme gerek yok.Bilincimiz,aklımız,duygumuz o kadar alışık hale geldi ki öldürmeye,savaşmaya rahatça izleyebiliyoruz haberleri.Mardin'deki katliama karşı hepimizin ruhu incindi buna eminim.Ama çıtayı yükseltmiş olduk.Bir dahaki sefere 44 kişiden az ölen olursa incinmez ruhumuz.Bu yaşanan olaya değinmişken;geçenlerde çevremdekilerden birisi ''Mardin'de olur böyle şeyler,ne de olsa Mardin orası'' dediğinde hayretler içinde kaldım.Yani örneğin İngiltere'de hatta uzağa gitmeye gerek yok İzmir'de 44 kişi öldürülse bu dehşete düşülecek bir olayken,Mardin'de yaşandığında olağan karşılanmasını aklım almıyor.Aynı duyguyu ''burası Türkiye olur böyle şeyler''den sonra da yaşıyorum.
Son olarak savaşın,nefretin karşısında barışın,sevginin ne kadar değersiz kaldığından söz etmek gerek.Öyle bir noktaya geldik ki artık sevgimizi belli etmeye korkuyoruz.Kötü bir şey yapıyormuş gibi.Bırakın haykırmayı,belli etmek bile utanç verici geliyor.Fısıldayarak ''seni seviyorum'' derken bağırarak küfrediyor,çok özel zamanlarda çiçek alırken her an kafasına terlik fırlatabiliyoruz.Bir çiftin öpüşmesinden rahatsızlık duyan biz,bir yerde kavga edenleri gördüğümüzde koşarak izlemeye gidiyoruz.Tekrar ediyorum;barışa giden yolda ilk adım,kafamıza barışı normal,savaşı anormal olarak kodlamak.
22 Mayıs 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)